30 eylül 2009 tarihli Radikal'in manşeti bu. Detaylar burada.
Bazı istisnai anlar vardır. Söylenmesi gereken çok şey olduğunu bildiğiniz hâlde, durum o kadar acıdır ki; söz söyleme takatini bulamazsınız kendinizde. Bu da öyle bir durum.
Örümcek kafalı bir milletiz vesselam.
30 Eylül 2009 Çarşamba
24 Eylül 2009 Perşembe
zamana ayraç koymak
Yakın tarihi okurken, sadece bize özgü ve gayrihtiyari oluşan bir siyasi jargonumuz olduğunu farketmişsinizdir. Birçok siyasi hadisenin kendine has, şiirsel bir ismi vardır. Bu durum genellikle, basının ve yazarların hem tarihe not düşme içgüdüsü hem de olayı en kısa yoldan hatırlatma istekleri yüzünden ortaya çıktığını tahmin ediyorum.
Misal, cumhuriyet devrimi sonrası sırf "muhalif" oldukları için sürgün edilen 150 kişiye yüzellilikler denir. 100 bin sivilin öldüğü tahmin edilen bir Dersim Harekâtımız var. Daha daha da eskiye gidersek, bir Vaka-i Hayriyemiz var.
Fakat geleceğe günümüzden böyle mimler götüremeyeceğiz. Şuan büyük medya şirketleri ve görece popüler yazarlar sorumluluklarını önemsemiyorlar. Daha da kötüsü sorgulayıcı ve vicdan sahibi değiller. Ne tarih, ne siyaset ne de gazetecilik umurlarında. Budala kesimi, boş beleş cümlelerle haybeye şişirmekten başka bir bok yapmıyorlar. Bu tercih değil basiretsizlik örneği. Zira Sibel Can'ın boşanmalarını bile mimlemeyi beceremiyorlar.
Sırf günü kurtarma gayeleri yüzünden, spor sayfalarında One Minute manşetleri gördük olduk.
ve artık açılım kelimesinden nefret ediyoruz.
Nefretle büyüyoruz.
İflah olur muyuz?.. Bilmiyorum.
Misal, cumhuriyet devrimi sonrası sırf "muhalif" oldukları için sürgün edilen 150 kişiye yüzellilikler denir. 100 bin sivilin öldüğü tahmin edilen bir Dersim Harekâtımız var. Daha daha da eskiye gidersek, bir Vaka-i Hayriyemiz var.
Fakat geleceğe günümüzden böyle mimler götüremeyeceğiz. Şuan büyük medya şirketleri ve görece popüler yazarlar sorumluluklarını önemsemiyorlar. Daha da kötüsü sorgulayıcı ve vicdan sahibi değiller. Ne tarih, ne siyaset ne de gazetecilik umurlarında. Budala kesimi, boş beleş cümlelerle haybeye şişirmekten başka bir bok yapmıyorlar. Bu tercih değil basiretsizlik örneği. Zira Sibel Can'ın boşanmalarını bile mimlemeyi beceremiyorlar.
Sırf günü kurtarma gayeleri yüzünden, spor sayfalarında One Minute manşetleri gördük olduk.
ve artık açılım kelimesinden nefret ediyoruz.
"Youtube Açılımı, Sezen Aksu Açılımı, Christop Daum Açılımı, Bolt Açılımı, Alfabe Açılımı ..."Durum öyle bir raddeye geldi ki. Bu memlekette bir süre sonra herşeyden nefret etmeye başlıyoruz.
Nefretle büyüyoruz.
İflah olur muyuz?.. Bilmiyorum.
12 Eylül 2009 Cumartesi
12 Eylül 2009
Ergenekon, kürt açılımı, yargı sorunu, ordunun haydutluğu... Tüm bunları henüz yeni yeni tartışmaya başlamışken; tam şu anda 29 yıl önceki bugünü düşününce, yediğimiz dipçiğin acısını daha iyi hissediyoruz.
Eskisi kadar heyecanlı değilim artık. Hatta sinirlenmiyorum bile. Üzülüyorum sadece. Hâlâ cezaevlerinde 12 eylül mahkumları var. Şimdilerde neler hissediyorlar, düşünmek bile istemiyorum.
Cumhuriyet devriminin hemen sonrasında atılan, ideoloji sahibi bürokrasi sisteminin tohumları, kenan evren'den sonra şaha kalktı. Nerde duydum hatırlamıyorum, arkadaşın biri "isminin sonuna 'cumhuriyet' koymakla bitmiyor iş" diye isyan etmişti.
Biz gelişmiş değil, gayriihtiyari gelişme aşamasına girmiş bir ülkeyiz. Biz cahil bir milletiz. Demokrasiyi kullanamıyoruz. ha bi de üç tarafımız denizlerle çevrili.
Ama değişiyoruz elbette. Tarih değişiyor çünkü. İstestekte istemesekte; uyarlığa, ışığa doğru ileriyoruz. Şuan yaşadığımız ergenekon, kürt meselesi gibi tüm tartışmalarda, bu geçiş döneminin sancıları.
Çok canımız yanacak fakat sonu aydınlık. Dediğim gibi, bu bir tarih süreci. Kırk tane TSK gelse de engelleyemez bunu.
Eskisi kadar heyecanlı değilim artık. Hatta sinirlenmiyorum bile. Üzülüyorum sadece. Hâlâ cezaevlerinde 12 eylül mahkumları var. Şimdilerde neler hissediyorlar, düşünmek bile istemiyorum.
Cumhuriyet devriminin hemen sonrasında atılan, ideoloji sahibi bürokrasi sisteminin tohumları, kenan evren'den sonra şaha kalktı. Nerde duydum hatırlamıyorum, arkadaşın biri "isminin sonuna 'cumhuriyet' koymakla bitmiyor iş" diye isyan etmişti.
Biz gelişmiş değil, gayriihtiyari gelişme aşamasına girmiş bir ülkeyiz. Biz cahil bir milletiz. Demokrasiyi kullanamıyoruz. ha bi de üç tarafımız denizlerle çevrili.
Ama değişiyoruz elbette. Tarih değişiyor çünkü. İstestekte istemesekte; uyarlığa, ışığa doğru ileriyoruz. Şuan yaşadığımız ergenekon, kürt meselesi gibi tüm tartışmalarda, bu geçiş döneminin sancıları.
Çok canımız yanacak fakat sonu aydınlık. Dediğim gibi, bu bir tarih süreci. Kırk tane TSK gelse de engelleyemez bunu.
