yarabandı

Saturday, December 27, 2014

2014 yılının en iyi 15 şarkısı

Mehmet Tez'in 27.12.2014 tarihinde Milliyet'te yayınlanan derlemesi. Sevdim ben. Dur bakalım, fırsat bulursam ben de bir liste yaparım.

2014 yılı pek çok yeni ismi müzik piyasasına katarken pek çok efsane de yeni albümler ve kliplerle yıla damgasını vurdu. Milliyet gazetesinden Mehmet Tez yılın en iyi 15 şarkısını derledi:

1- Closer Than ThIs - St. LucIa:

Sanırım kalbimin bir kısmı her zaman 80’lere ait olacak. 80’ler önümüzdeki 10 yıllarda tekrar trend falan olduğunda “Vay çok cool şeyleri seviyor bu adam” diyecekler. 80’ler gözden düştüğündeyse “Şuna bak, dinozor” diye dalga geçecekler. Hiç umurumda değil. Sırf vokalleri ve keyboard tonu için sıkılmadan dinlerim bu 2014 model 80’ler şarkısını.

2- La VerIte - FrançoIs and The Atlas MountaIns:

Odamda yaklaşık 30 sekmeli bir Safari ekranı ve sağa solda dağılmış CD ve kitaplar arasında “Ben en son neye bakıyordum ya!” şeklinde öylece duruyordum. Birden BBC Radio6 bu şarkıyı çalmaya başladı. Bir anda mutluluk hissi geldi. Fransızca olmasından başka çocuk şarkılarını andırmasını sevdim galiba.

3- The Best ThIng - ElectrIc Youth: 

“Drive”ın soundtrack albümünden beri Electric Youth’un albümünü bekliyordum. Bu şarkı albümdeki ilk gözağrım. Hem karanlık hem de huzur veren bir yanı var. Hani İstanbul’da kışın gökyüzü çıldırmış gibi kurşun rengi olur da “Bir şey olacak galiba” diye beklersin. O havalarda rahat 10 kilometre yürünür bu şarkıyla.

4- OH - PlaId:

Hiçbir şarkının iç dinamiği bu şarkıda olduğu gibi patlamaya hazır bomba misali tıkır tıkır işlemedi 2014’te. Bu albümün plağını özellikle aldım ki daha iyi duyabileyim
bu şarkıdaki her sesi diye. Toplam
4.5 dakikalık bir roman gibi okudukça açılıyor, kendini gösteriyor.

5- HIde From The Sun - Goat:

Şahane. İsveç’te gözden uzak bir komünde yaşayan bir grup şahane “Anadolu rock” yapsın. Kadıköy ve Beyoğlu’ndan 30 eski plak toplasak bu şarkıların ve sound’un tamamını buluruz aslında. 2015’te memlekette de izleyeceğiz sanırım, kuşlar söyledi.

6- Envy - Breton: 

İngiliz işçi sınıfının çaresizliğini anlatan filmler vardır. En güzellerini Ken Loach çekmiştir. Oraların havası suyu var Breton’da. “Envy” bir cumartesi akşamı ayakkabının tabanı patlayana kadar serserilik yapıp sabaha karşı evlere dağılmak gibi bir şey.

7- I Hope TIme Doesn’t Change HIm - The Drums:

Yeni albümleri Spotify’a düştüğünde dinlemeye başladım. Sabırsızca ilk 40-50 saniyeleri dinleyip sonraki şarkıya geçip duruyorum. Bu şarkıya gelince durdum. Daha da ileri gidemedim. Sonra ona buna dinletmeye başladım Yetmedi dilime de takıldı fena halde. Ben The Drums’ın basitliğini, netliğini, tereddütsüzlüğünü seviyorum. Gücünü buradan alıyor zaten. Bu şarkıda hepsi var.

8- From Nowhere - Dan Croll: 

Sırf daha önce tanıdığınız birine benziyor diye tanımadığınız birine diğer tanımadığınız insanlardan daha fazla ilgi gösterdiğiniz oldu mu? Bu şarkıya ilgimi bu şekilde açıklıyorum. Ayrıca Dan Croll’un sound’unu da gayet beğeniyorum.

9- You Closed The Door - The Coral:

İngilizlerin karamsarlığına hastayım.
Adamlar resmen bu işin kitabını
yazmış. Ama şarkıyı karamsarlığından dolayı değil, 60ların Beatles sound’una selam çakan ritim ve davul partisyonları için sevdim. Pişman değilim.

10- Beneath The AIr -  Absolutely Free: 

60’lar demişken, 2014 model en güzel saykodelik şarkı bu belki de. Beatles’ın “Revolver”daki “Tomorrow Never Knows”unun Tame Impala cover’ı gibi bir şeyler. Güneşli bir günde arabaya binip güneye bir yerlere gitme hissi yarattı bünyede.

11- ThInkIng About You - CalvIn HarrIs ft. Ayah Marar:

Calvin Harris’in süperstar olmadan önce yaptığı albümleri pek severim. David Guetta’laşma süreciniyse hiç onaylamadım. Ama bu şarkı dengeleri değiştiriyor. İyi bir kulüp şarkısında olması gerken her türlü özellik var.

12- TalkIng Backwards - Real Estate:

Bisiklete binip çayır çimen köy yollarında sanki hayatta hiç dert tasa yokmuş gibi dolaşmak. Şarkının hissettirdiği bu. 2014 albümünün ilk single’ıydı ve galiba albümün en iyisi.

13- Crave You - FlIght FacIlItIes: 

İyi yaz şarkılarının en önemli özelliklerinden biri insanda tatil hissi yaratmasıdır. Turistsin yani, hiçbir konudan sorumlu değilsin. Öyle lokal kafeler arayayım falan bunları boşver, teslim ol,  ye iç, müze gez, denize gir, yatıp uyu. Böyle şarkılar dinle. Hayat basit.

14- My SIlver lInIng - FIrst AId KIt:

Uzun zamandır duyup beğendiğim ilk country şarkısının İsveçli bir gruptan gelmesi şans mı yoksa globalleşme falan filan mı artık orası size kalmış. Üzümü yiyip bağını sormamayı tercih ediyorum bu defa.

15- I Can’t Do WIthout You - CarIbou:

Duyar duymaz insanı ele geçiren şarkılardan biri. Sayıklar gibi söylüyor insan, zaten şarkı da sayıklama gibi bir yerlerde. Şimdiden klasik kabul ediyorum.

Kaynak: http://www.milliyet.com.tr/2014-un-en-iyi-15-sarkisi/mehmet-tez/cumartesi/yazardetay/27.12.2014/1990435/default.htm

Tuesday, December 23, 2014

değiştirilsin aniden coğrafya dersinde konu

Rachel Brooke

Sunday, September 7, 2014

Way The Wind Blows

A Hawk And A Hacksaw, Way The Wind Blows (http://www.youtube.com/watch?v=2SL3_kvcSZQ)

Saturday, August 16, 2014

Bak, kim geldi

Galip sabahları işe gider, akşamları dolmuşlarda, otobüslerde karanlık yüzlü, kimliksiz dönüş kalabalığı içersinde sahipsiz dirsekler ve bacaklarla boğuşarak eve dönerdi. Gün boyunca, her seferinde Rüya'nın dudak büktüğü bahaneler bulup yazıhaneden eve bir iki kere telefon eder, akşam evin sıcaklığına döndüğünde küllüklerdeki sigaraların sayısından ve cinsinden, eşyaların, nesnelerin duruşundan ve eve girmiş bir yenisinden, yüzünün teninden Rüya'nn o gün ne yaptığını pek de fazla yanılmadan, aşağı yukarı, çıkarırdı. Ya aşırı bir mutluluk anında (bir istisna) ya da aşırı bir kuşku anında, dün akşam yapmayı kurduğu gibi, Batılı filmlerdeki kocaları taklit ederek, karısına o gün evde ne yaptığını açıkça soracak olsa, Batılı ya da Doğulu hiçbir filmde açıkça anlatılmayan belirsiz ve kaygan bir bölgeye girmenin huzursuzluğunu duyarlardı ikisi de. İstatistiklerin ve bürokratik sınıflamaların 'ev kadını' diye adlandırdığı o anonim kişinin, hayatında böyle gizli, esrarlı ve kaygan bir bölge olduğunu Galip, evlendikten sonra keşfetmişti.

Tıpkı Rüya'nın hafızasının derinliklerindeki anlaşılmaz bölgeler gibi, bu gizli, kaygan bölgenin esrarlı bitkiler ve korkutucu çiçeklerle kaynaşan bahçesinin kendisine bütünüyle kapalı olduğunu bilirdi Galip. Bütün sabun ve deterjan reklâmlarının, fotoromanların, yabancı dergilerden çevrilmiş en son haberlerin ve çoğu radyo programlarının ve gazetelerin renkli eklerinin ortak konusu ve hedefiydi bu yasak bölge, ama onlardan çok daha ötede, onlardan çok daha esrarengiz ve gizliydi de.

Kara Kitap, Orhan Pamuk

Tuesday, June 24, 2014

müzikçi


Klasik müzik dinliyorum son aylarda. O yüzden buraya da pek birşey yazmıyorum. Baştacı ettiğim indie, cabaret yahut country gruplarını bile takip etmiyorum. Yeni albüm çıkardılar mı, İstanbul'a gelen var mı hiç bilmiyorum.

Sokak dilindeki "kimyasala bulaşmak" şuan için yapabileceğim en yakın teşbih. Sıkılır mıyım bilmiyorum. Şimdilik OK.

Romantik dönemle başladım. Beethoven başta olmak üzere Chopin, Brahms, Verdi falan dinliyorum. Arada da, fırsat buldukça enstrümanları tanımaya çalışıyorum. Romantik döneme paldır küldür daldım ama hasbelkader iyi bir seçim yapmış oldum. Uçsuz bucaksız, her daim heyecanlandıracak birşey çıkıyor karşına.

Rusları pek sevmedim. Özellikle Çaykovski ve Rimski fazla aromalı geldiler. Zaten malt bira da sevmem.

Klise müziğine bulaşmaya şimdilik niyetim yok. Belki daha sonra. Ömrüm yeter diye umuyorum.

Haa bu arada geçen gün bakkalda bir çocuk gördüm. Televizyondaki şarkıcıya "müzikçi" dedi. 5-6 yaşlarında, erkek. Beyaz bir şapkası vardı.

  

Wednesday, June 18, 2014

uyurken uyandırılmış gibi

http://www.youtube.com/watch?v=3vZJocIW7Fc

Thursday, April 10, 2014

@DeneyselMuzik

Kim bilmiyorum. Çok çok güzel şarkılar paylaşıyor. Takibe değer.

Monday, March 17, 2014

The Dirt Daubers

The Dirt Daubers dinlemiş miydin? Üç tane albümleri var. Banjo, harmonica; harmonica, country; country ise rock'n roll'u doğurup kucağına bırakıyor. Ellerini koyacak yer bulamayacaksın.

Ağzının bir kıvrımından cesaretle: http://youtu.be/o899EgWDDxQ

Tuesday, February 25, 2014

Chinawoman

Üçüncü albüm geldi.

Sunday, February 2, 2014

woven hand

Suni deri olduğunu tahmin ettiğim kumaşları önce altıgen şeklinde kesip sonra gökkuşağı renklerinde boyamışlar. Bazı insanlarda hiç utanma yok. Bu altıgen kumaşları bir de kalın beyaz ipliklerle birbirine dikip futbol topu formuna getirmişler.

Akşamüstü Rıhtım'dan Moda Caddesi'ne doğru çıkarken gördüm. Futbol topunun üst bölümünde YKK marka olduğunu tahmin ettiğim bir fermuar var. Ve uzun, beyaz bir askı. "Al. Çanta yaptık." deyip alık bir kadının eline tutuşturmuşlar. Bazen insanlar akıl tutulması yaşayabiliyor. Kadın da bu çantayı alıp omzuna asmış yürüyor. Yokuş belini bükmüş. Çantanın da yukarıya bakan fermuarlı tarafı hafiften içine göçmüş.

Otuzlu yaşlarının başlarında bir kadın, Moda Caddesi'nde kalçasının sağ lobuyla patlak bir futbol topunu sektirerek yürüyor. Futbol topu havalanıyor, sonra kadının kalçasına çarpıyor, sonra tekrar havalanıyor. Benim canım sıkılıyor.

Kadın her adımında, Moda'yı; modayı, estetiği ve dünyanın bütün kalçalarını aşağılıyor. Beynim acıyor.

La havle deyip tıkıştırıyorum kulaklığı kulağıma. Wovenhand'in Story and Pictures'ının Blush Music versiyonu çalıyor. Denk gelen şarkıya bak! Dünyanın bütün kapılarını tek hamleyle tokatlayan bir rüzgarın hikayesi. Ses ise rüzgarın değil kapıların sesi. Ruhum sıkılıyor. Sanki göğsümde emekli bir albay oturuyor. La havle deyip tıkıştırıyorum kulaklığı cebime.

Patlak futbol topu havalanıyor, sonra kadının kalçasına çarpıyor, sonra tekrar havalanıyor. Top her yükseldiğinde bozuk paralar (üç tane 1 lira, iki tane 50 kuruş olduğunu sanıyorum) şıngırdıyor. Bir yerlerde bir köpek havlıyor. Canım sıkılıyor.