yarabandı

Sunday, September 7, 2014

Way The Wind Blows

A Hawk And A Hacksaw, Way The Wind Blows (http://www.youtube.com/watch?v=2SL3_kvcSZQ)

Saturday, August 16, 2014

Bak, kim geldi

Galip sabahları işe gider, akşamları dolmuşlarda, otobüslerde karanlık yüzlü, kimliksiz dönüş kalabalığı içersinde sahipsiz dirsekler ve bacaklarla boğuşarak eve dönerdi. Gün boyunca, her seferinde Rüya'nın dudak büktüğü bahaneler bulup yazıhaneden eve bir iki kere telefon eder, akşam evin sıcaklığına döndüğünde küllüklerdeki sigaraların sayısından ve cinsinden, eşyaların, nesnelerin duruşundan ve eve girmiş bir yenisinden, yüzünün teninden Rüya'nn o gün ne yaptığını pek de fazla yanılmadan, aşağı yukarı, çıkarırdı. Ya aşırı bir mutluluk anında (bir istisna) ya da aşırı bir kuşku anında, dün akşam yapmayı kurduğu gibi, Batılı filmlerdeki kocaları taklit ederek, karısına o gün evde ne yaptığını açıkça soracak olsa, Batılı ya da Doğulu hiçbir filmde açıkça anlatılmayan belirsiz ve kaygan bir bölgeye girmenin huzursuzluğunu duyarlardı ikisi de. İstatistiklerin ve bürokratik sınıflamaların 'ev kadını' diye adlandırdığı o anonim kişinin, hayatında böyle gizli, esrarlı ve kaygan bir bölge olduğunu Galip, evlendikten sonra keşfetmişti.

Tıpkı Rüya'nın hafızasının derinliklerindeki anlaşılmaz bölgeler gibi, bu gizli, kaygan bölgenin esrarlı bitkiler ve korkutucu çiçeklerle kaynaşan bahçesinin kendisine bütünüyle kapalı olduğunu bilirdi Galip. Bütün sabun ve deterjan reklâmlarının, fotoromanların, yabancı dergilerden çevrilmiş en son haberlerin ve çoğu radyo programlarının ve gazetelerin renkli eklerinin ortak konusu ve hedefiydi bu yasak bölge, ama onlardan çok daha ötede, onlardan çok daha esrarengiz ve gizliydi de.

Kara Kitap, Orhan Pamuk

Tuesday, June 24, 2014

müzikçi


Klasik müzik dinliyorum son aylarda. O yüzden buraya da pek birşey yazmıyorum. Baştacı ettiğim indie, cabaret yahut country gruplarını bile takip etmiyorum. Yeni albüm çıkardılar mı, İstanbul'a gelen var mı hiç bilmiyorum.

Sokak dilindeki "kimyasala bulaşmak" şuan için yapabileceğim en yakın teşbih. Sıkılır mıyım bilmiyorum. Şimdilik OK.

Romantik dönemle başladım. Beethoven başta olmak üzere Chopin, Brahms, Verdi falan dinliyorum. Arada da, fırsat buldukça enstrümanları tanımaya çalışıyorum. Romantik döneme paldır küldür daldım ama hasbelkader iyi bir seçim yapmış oldum. Uçsuz bucaksız, her daim heyecanlandıracak birşey çıkıyor karşına.

Rusları pek sevmedim. Özellikle Çaykovski ve Rimski fazla aromalı geldiler. Zaten malt bira da sevmem.

Klise müziğine bulaşmaya şimdilik niyetim yok. Belki daha sonra. Ömrüm yeter diye umuyorum.

Haa bu arada geçen gün bakkalda bir çocuk gördüm. Televizyondaki şarkıcıya "müzikçi" dedi. 5-6 yaşlarında, erkek. Beyaz bir şapkası vardı.

  

Wednesday, June 18, 2014

uyurken uyandırılmış gibi

http://www.youtube.com/watch?v=3vZJocIW7Fc

Thursday, April 10, 2014

@DeneyselMuzik

Kim bilmiyorum. Çok çok güzel şarkılar paylaşıyor. Takibe değer.

Monday, March 17, 2014

The Dirt Daubers

The Dirt Daubers dinlemiş miydin? Üç tane albümleri var. Banjo, harmonica; harmonica, country; country ise rock'n roll'u doğurup kucağına bırakıyor. Ellerini koyacak yer bulamayacaksın.

Ağzının bir kıvrımından cesaretle: http://youtu.be/o899EgWDDxQ

Tuesday, February 25, 2014

Chinawoman

Üçüncü albüm geldi.

Sunday, February 2, 2014

woven hand

Suni deri olduğunu tahmin ettiğim kumaşları önce altıgen şeklinde kesip sonra gökkuşağı renklerinde boyamışlar. Bazı insanlarda hiç utanma yok. Bu altıgen kumaşları bir de kalın beyaz ipliklerle birbirine dikip futbol topu formuna getirmişler.

Akşamüstü Rıhtım'dan Moda Caddesi'ne doğru çıkarken gördüm. Futbol topunun üst bölümünde YKK marka olduğunu tahmin ettiğim bir fermuar var. Ve uzun, beyaz bir askı. "Al. Çanta yaptık." deyip alık bir kadının eline tutuşturmuşlar. Bazen insanlar akıl tutulması yaşayabiliyor. Kadın da bu çantayı alıp omzuna asmış yürüyor. Yokuş belini bükmüş. Çantanın da yukarıya bakan fermuarlı tarafı hafiften içine göçmüş.

Otuzlu yaşlarının başlarında bir kadın, Moda Caddesi'nde kalçasının sağ lobuyla patlak bir futbol topunu sektirerek yürüyor. Futbol topu havalanıyor, sonra kadının kalçasına çarpıyor, sonra tekrar havalanıyor. Benim canım sıkılıyor.

Kadın her adımında, Moda'yı; modayı, estetiği ve dünyanın bütün kalçalarını aşağılıyor. Beynim acıyor.

La havle deyip tıkıştırıyorum kulaklığı kulağıma. Wovenhand'in Story and Pictures'ının Blush Music versiyonu çalıyor. Denk gelen şarkıya bak! Dünyanın bütün kapılarını tek hamleyle tokatlayan bir rüzgarın hikayesi. Ses ise rüzgarın değil kapıların sesi. Ruhum sıkılıyor. Sanki göğsümde emekli bir albay oturuyor. La havle deyip tıkıştırıyorum kulaklığı cebime.

Patlak futbol topu havalanıyor, sonra kadının kalçasına çarpıyor, sonra tekrar havalanıyor. Top her yükseldiğinde bozuk paralar (üç tane 1 lira, iki tane 50 kuruş olduğunu sanıyorum) şıngırdıyor. Bir yerlerde bir köpek havlıyor. Canım sıkılıyor.

Wednesday, January 22, 2014

yardım et de şu şarkıyı dinleyelim*

Nora Keyes'den söz etmek istiyorum. Dikey ve yatay Nora Keyes'den. Mükemmel mutsuzluğundan insansoyunun.

2004'de Avustralya ve Japonya turu yapmış. Kadının kendisi Japonya'ya gitmek gibi bir şey zaten.

*Osman Konuk'un Melanie isimli şiirinden.

Friday, January 10, 2014

Carolina Chocolate Drops

Alışveriş merkezi, otel gibi çok ışıklı, çok elektrikli apartmanların döner kapıları olur. O döner kapıların yanında da dışarıya doğru açılan nispeten daha küçük normal kapılar bulunur. Döner kapılar mekanın hava sirkülasyonunu ortadan kaldırarak klimalar için harcanan enerjiyi azaltığı, haliyle çok ışıklı apartman için hatırı sayılır bir enerji tasarrufu sağladığı için tercih edilir. Hemen yanındaki küçük normal kapılar ise İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu gereği olası yangın, deprem gibi acil durumlarda insanların hızlıca dışarıya çıkabilmelerini bir katre olsun kolaylaştırdığı için vardır.

İskambil kağıtlarındaki as halkı temsil eder. Yüzyıllar boyu kağıt sırlamasında en değersiz kağıtken bir anda papazın da üstüne çıkıp en değerli kağıt olması Fransız Devrimine tekabül eder.

Cam, metal ve cilalı ahşap yüzeylerdeki su lekelerinden kurtulmak için diş macunu kullanılır.

Carolina Chocolate Drops diye bir grup var. Çok güzel.

http://youtu.be/EmPf1CJaF5s